29 Haziran 2008 Pazar

"Aşşkımız bitti" Cafe



Daha önce Teşvikiye Aşşk Cafe'deki panini maceramı yazmıştım. Bugün de aynı mekandaki dereotu maceramı yazmak istiyorum. Aslında işletmeden çok personelden kaynaklanan bir heyecan yaşadım. İşletmeci tatilde her halde...

Efendim, Nişantaşı, Tünel gibi şehrin "hip" merkezlerindeki "hip" kafelere çoğunlukla öğrenci, mesleği garsonluk olmayan, eli yüzü düzgün çocukları alırlar. Bunların pek azı turizm okulundandır. Pek çoğu orta halli ailelerin, kendi harçlığını kendi kazanan çocuklarıdır. Bazıları yabancı dil bile bilir. Mesela House Cafe'dekilerin ayda 1.500 YTL+bahşiş kazandığını öğrenmiştim geçenlerde. Gelelim sadede. Efendim, bu tahsili de özgüveni de yerinde garsonlar, zaman zaman kimin müşteri olduğunu karıştırabiliyorlar. Mesela macchiatonuzun sütü az diye yakınsanız, size macchiato'nun nasıl içileceği konusunda " ders" verebilirler... Ya da herhangi bir sorununuz olduğunda çok "yaratıcı" çözümler bulabilirler. "Allah allah" dersiniz, "nereye geldim ben?" Sonra ergenlik yaşında çocuğunuz olmadığı için şükredersiniz. Ya da sizinkiler size bu sekilde cevap vermediği için... Buraya kadar anlattıklarımın Aşşk Cafe ile ilgisi yok. Bu tarz yerlerin servis standardını tanımlıyorum kısaca...

Öğle yemeği saatini çok geçirmiştim, hava çok sıcaktı, kendime Reasürans Çarşısı'nda gölge bir yer aradım. Aşşk Cafe sakin ve serin görünüyordu. Oturdum. Menüden adı Deniz olan somonlu sandviçi seçtim (Diğerlerinin adları Süleyman, İsmail, Osman falan diye gidiyordu... İçinden kıl çıkar diye tırstım (!?)). Çıtı pıtı garson kızımıza sordum:
- Somonun üstüne biraz dereotu koysunlar, olur mu?
- Somonun yanında yeşillik var efendim.
- Ne var yeşillik?
- Yeşillik işte. Kıvırcık, maskolin falan.
- Tamam, ama ben üstüne biraz dereotu istiyorum.
- Bakayım, mutfakta varsa koyarlar.
- Bu mevsimde mutfakta dereotu yoksa, dükkanı kapatın siz (Garsona yapılmaması gereken espri!!!)

Söylemesi ayıptır, sandviçin yanına bira söylemiştim. Biram yarıyı geçtiğinde sandviçim geldi. Üzerinde "eser miktarda" kıyılmış dereotu. Ve yanında da lahmacuncu usulü ince ince kıyılmış yeşilliklerle... Kızımız açıkladı:
- Mutfaktakiler bütün yeşillikleri kıyıp karıştırıyorlarmış. Kıyılmışların içinden sizin için ayırdık.

Vaaay, çok etkilendim. Benim için kıyılmış maydanoz, dereotu ve yeşillik karışımının içinden "eser miktarda" seçip ayırmışlar. Bütün yeşillikleri toptan kıyıp, karıştırıp salata falan istediğinizde birazını size veriyorlar işte... Az biraz mutfak işlerinden anlayan herkes, yeşilliklerin yıkandıktan ya da doğrandıktan sonra hemen tüketilmesi gerektiğini, saklanacaksa da kuru ve bütün olarak buzdolabında tutulması gerektiğini bilir. Aşşk Cafe'nin mutfağındakiler hariç...

Sandviç çok güzeldi ama, buraya kadarmış. Aşşkımız bitti...


NOT: Yukarıdaki resmi Pumpkin & Spice adlı bir blogdan aldım. Harika bir blog. Yemeğe meraklı olanlara tavsiye edilir.

1 yorum:

Maviye Yolculuk dedi ki...

Gerçekten enteresan bir diyalog olmuş. Üstelik ukalalık yapıcaz diye yakayı fena ele vermişler...Bekletilmiş yeşillik ha! Çok ayıp çokkk :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails