2 Aralık 2009 Çarşamba

Ne ka' ekmek, o ka' köfte...

Geçtiğimiz günlerde internette içeriğin paralı olması için medya patronu Murdoch'ın girişimlerinde bahsetmiştim. Bugün okuduğum bir haber, bu meselede Google'ın geri adım attığını düşündürüyor. Görünüşe göre, Google yayıncıları memnun etmek için yeni bir yol izleyerek, gazete vb. medyaya ait içeriğin okunmasını günde birkaç sayfa ile sınırlayacak. Daha fazlası için yayıncıya para ödemenizi isteyecek. Haberin detaylarını NTVMSNBC.com'un Teknoloji sayfasında okuyabilirsiniz.

NOT:
Yine bir süre önce EBay üzerinden lüks tüketim markalarının satışı konusunda marka sahipleriyle sorunlarını anlatan bir yazı yazmıştım. Bugün, EBay'in bu sefer de LVMH (Louis Vuitton Möet Hennessy) ile olan davasının LVMH lehine sonuçlandığını okudum.

Kıssadan hisse:
Birimizin özgürlüğünün başladığı yerde diğerimizinki bitiyor, internet istisna değilmiş.

5 yorum:

Coşkun Hürsel dedi ki...

Ben yine, Murdoch'un boşa kürek çektiğini düşünüyorum. Önce, kendimize soralım, haber nedir, nasıl oluşur, nasıl yayılır diye. Gazeteler internet öncesi çağda son kullanıcıların habere (ve içeriğe) ulaştığı ana kaynaktı, ama bu içeriğin önemli bir bölümü, hele uluslararası boyuttaki kısmı ajanslar üstünden sağlanıyordu. Bu özellikle ABD'de böyleydi. Her şehir kendi içinde bir pazardı ve her şehrin gazetesi, ajanslardan aldığı haberleri kendi yerel haberleriyle birlikte pazarlayarak bir ürün sunuyordu. "Syndicated columnist"ler veya "freelance editor"ler, ajansların yanısıra astroloji, moda, müzik, yemek, şarap vs konularda yazılar sağlıyorlardı.

Şimdi bu sistem yerlebir oldu. Artık Chicago'da yaşayan bir Amerikalı, Çin'de, Afganistan'da ne olduğunu öğrenmek, Victoria's Secret defilesinden haberdar olmak için Chicago Tribune almak zorunda değil. Tribune zaten dünyadan haberleri AP/Reuters üzerinden verecekti, bu haberleri Tribune veya Murdoch'un gazeteleri paralı hale getirir Google News'a vermezse, o da gider haberi Xinhua'dan, Press TV'den alır. Victoria's Secret defilesini zaten firmanın kendisi insanlara seyrettirmek için can atıyor.

Gazetelerin önemli bir işlevi de okurlara yorumlar aracılığıyla perspektif sunmaktı. Evet, Andrew Sullivan Murdoch'un bir gazetesi olan Sunday Times'da yazıyor, ama onu okumak için bir hafta beklemektense, günde en az 20 kez güncellediği blogunu takip etmek çok daha iyi.

Gazeteleri bir sebze-meyve hali gibi düşünecek olursak, hem üretim hem de tüketim tarafındaki güçler, bugün artık bir dinazora döndüklerini gösteriyor. Nesillerinin tükenmesi yakındır.

Coşkun Hürsel dedi ki...

Bu arada, atasözü "Ne ka'köfte, o ka' ekmek" olacak! Eskiden İstanbul'da plajlarda köfteciler olurmuş. Protein pahalı karbonhidrat ucuz ya, müşteriler hep az köfteyle çok doymayı hedefleyerek köfteciden daha fazla ekmek isterlermiş. Bu söz oradan geliyor.

Şimdi bu sözü örneğimize uygulayacak olursak, Murdoch ve şürekası şimdiye kadar ajanslardan aldıkları köfteleri (premium content) ekmeğe sarıp müşteriye sunuyorlardı. Bu tam bir "Ne ka' ekmek o ka' köfte" mantığıydı. Oysa şimdi devir değişti, Google News sayesinde kimin ekmek kimin köfte sattığı anlaşıldı. Artık köfte fiyatına ekmek yok!

Nahide Mutlu dedi ki...

Benim aklımda Süleyman Demirel'in söylediği şekliyle kalmış atasözü... Yazımın özeti olanaklarınızı ne kadar açıyorsanız, karşılığında o kadar değerli bir şey beklemelisiniz (internet kullanıcısına hitaben). Tipik internet kullanıcısı mantığını anlatmak için şu küçük anekdotu aktaraayım: Fikri haklarla ilgili bir sunum yaparken biri, "Ben bilgisayara zaten dünya kadar para ödüyorum, internet için de ödüyorum. Bir de üzerine anti-virüs için ayrı, Office programları için ayrı, dinleyeceğim parçalar için ayrı para mı ödeyeceğim?" dedi. Nasıl ki işçi hakları, işveren hakları gibi konular endüstri devriminden çok sonra yerli yerine oturmuşsa, teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi karşısında bilişim ve internet hukukunun yerleşmesi de zaman alacak. Kimsenin tarafını tutmuyorum, gelişmeler paraya dayalı bir ekonomik düzende değerli bir şeyin ücretsiz olamayacağını gösteriyor.

Coşkun Hürsel dedi ki...

Nahide hanım, son tahlilde ben de "There is no free lunch in America" lafının doğruluğunu kabul ediyorum. Sorun, "değerli bir şey"in değerini kim belirleyecek ve bu değer kimler arasında paylaşılacak? Ben diyorum ki:

1. Klasik dev medya imparatorlukları, tıpkı klasik plak şirketleri veya toptancı halleri gibi haberi üretenle tüketen arasında aracı rolü oynuyorlar ve ortadaki pastadan hak etmedikleri kadar fazla pay alıyorlardı. Bugün artık internetin gelişmesiyle bu aracılık rollerini yeniden tanımlamaları ve pastadaki paylarını azaltmaları gerekiyor. Bunu yapamazlarsa yerlerine Google News gibi, çok daha iyi aracılık yapan ve aynı zamanda pastadan çok daha az pay alan yeni aracılar geçecek.

2. Medya kanallarının çeşitlenmesiyle okurlar artık büyük medya imparatorluklarını beslemek istemiyor.

3. Murdoch'un gazetesine para verip onun üzerinden okuyacağıma, doğrudan Andrew Sullivan'a para vermeyi tercih ederim.

Coşkun Hürsel dedi ki...

Bu arada, Guardian'da salon.com'un eski editörü Scott Rosenberg'in, salon.com'da bir zamanlar denedikleri ücretli içerik modeliyle ilgili bir yazısı çıktı, tam konumuzla ilgili:
http://www.guardian.co.uk/media/2009/dec/03/memories-paywall-pioneer

Kritik alıntı şu: "Paywalls are psychological as much as navigational, and it's a lot easier to put them up than to take them down. Once web users get it in their head that your site is "closed" to them, if you ever change your mind and want them to come back, it's extremely difficult to get that word out."

Dahası, ben bu yazıyı guardian web sitesinde görmedim, slashdot'taki tartışma sayesinde haberdar oldum:
http://tech.slashdot.org/story/09/12/04/1658230/Saloncom-Editor-Looks-Back-At-Paywalls

Özellikle dikkat ettim, slashdot'taki tartışmadayı okuduktan sonra, yazıyı okumama gerek bile kalmadı aslında; yazıda ele alınan ana başlıkların hepsinden haberdar olmuştum.

Şimdi, slashdot da Google News gibi yeni nesil bir aracı. Slashdot bir gün paralı olursa ona abone olabilirim, ama slashdot'ta ele alınan yazıların yayınlandığı onlarca, yüzlerce farklı klasik medya kaynağına abone olmam, zaten istesem de olamam.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails